Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Nisan, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Footprints: The Path of Your Life

İlk adımlar, türümüzün dünyayla temasının başlangıcı ve sonrasında hep ileriye daha ileriye gitmek, görmek, keşfetmek, bulmak, kaçmak, kaybolmak için attığı adımlar ve ardında bıraktığı ayak izleri, bazen bir kumun üzerinde, bazen karın, toprağın, suyun, çimenin üzerinde… dokunulduğu zemine göre kalıcılığı değişen, fiziksel varlığımızın dünya da en kolay yoldan görünür izleri…. Adım atmak, iz bırakmak gerçek anlamıyla ne kadar kolay olsa da mecazi anlamı söz konusu olduğunda herkes için bazen çok da kolay olamayan bir hal. Zira motivasyon, kararlılık, istek, azim, belki kırılganlık, belki başkalarından yardım isteği, dayanışma gibi pek çok bileşene ihtiyaç duyulan bir hal bir yanıyla da. İşte böyle bir hikâyeye adım atan 11 adamın 1000 km’lik haç yolculuğunun izini sürmek için Footprints: The Path of Your Life, adlı belgesel kendi kişisel hikayelerimize adım atmaya dair belki bir motivasyon aracı olarak da görülebilir. Netflix yapımı bu belgesel de Arizona’da yaşayan İspanyol...

Kefernahum

Mülteciler, kimilerine göre istilacılar kimilerine göre yardım eli uzatılması gerekenler. Mülteci çocuklar, diğer çocuklar gibi çocukluğunu yaşayamayan, okula gidemeyen, hayatı sokaklardan öğrenen, kavganın ortasında, zamanından çok önce büyümek durumunda kalan ya da büyüme şansı olmayan çocuklar… Dünya genelinde sayıları 65 milyona ulaşan mülteciler, yeni umutların peşine düşerek yeni yollar ararken, bazen daha o yolun sonuna varamadan umutları tükeniyor her yıl Akdeniz üzerinden Avrupa’ya geçmeye çalışan yaklaşık 1 milyon göçmenden binlercesinin tükendiği gibi. İsimleri, hayatları bazen sayıdan ibaret olan pek çok mültecinin varlığı yasal bile değil. Bu hikayelerin binlercesi mevcut. Bu meseleye ya duvar örerek “sterilize” bir dünya yaratılıyor ya da bir yerlerden yardım elleri uzanıyor ve bu hikayelerdeki bazı kişilerin varlığına dokunup onların varlığını meşru hale getirmek için adımlar atılıyor, kaosun ortasında. İşte bu kaosta atılan o adımlara şahit olma şansını yakaladığım...

Genius/Fırtınalı Hayatlar

A. Scott Berg’ün, “Max Perkins: Editor of Genius” isimli kitabından uyarlanan “Genius” , 1920’ler New York’unun yazın dünyasında kapalı kapılar ardında karanlıklarda kalmış bir süreci aydınlatıyor, daktilonun siyahı ve kağıtların kırık beyazının arasında gidip gelen bir ışığın eşliğinde. Kendini  yayınevlerine kabul ettirmeye çalışan, yazdığı sayfalar dolusu betimlemeleri ve uzun otobiyografik romanları ile New York’taki yayınevlerinin kapısını aşındırmaktan umutsuzluğa düşmüş Thomas Wolfe (Jude Law), hüsranlarından birini daha editör Maxwell Perkins’in (Colin Firth) soğuk ve mesafeli tavırlarının karşısında Charles Scribner’s Sons yayınevininde de yaşayacağını düşünür. Ancak Perkins ise uzun uzadıya yazan bu hoyrat adamın yazdıklarındaki dehayı bir an önce gün ışığına çıkarmak ister. Bunun için hemen işe koyulmaya hazırdır. Zira Perkins’in işine gösterdiği ilgi herkesten ve her şeyden fazladır. Beş kızı ve karısıyla yaşadığı konakta, çoğu zaman kitapların taslaklarına her ş...