Ana içeriğe atla
Ekümenoplis: Ucu Olmayan Şehir

i İstanbul'daki ekolojik eşikleri aştınız, nüfus eşiklerini aştınız, ekonomik eşikleri aştınız. nereye gidecek bunun sonu derseniz, doğan kuban'ın söylediği şeyi söyleyeceğim size: kaos
   Kaosun içinde yaşıyoruz, dahası her yeni gün kaosun içinde yaşatılmak için yapılan planların içine dahil oluyoruz istemsizce.
     İmre Azem'in daha önceden birçok festivalde gösterilen ve bu festivallerden ödülle dönen filmi,Ekümenopolis, bir güç oluşturuyor, içine itildiğimiz kaos karşısında.
   Film sonrası, nereden başlasam sorusu zihni meşgul etmeye başlıyor. Ama sadece bununla kalmıyor geçmişte rant uğruna yapılanlar, yapılmaya devam edenler, paranın yarattığı gücün verdiği yetkiyi kullananlar, bu güçten yoksun oldukları içi bir kenara atılmaya  ve itilmeye mahkum edilenler, zihni uzun uzun uzadıya meşgul ediyor.
 Hergün önünden geçip gittiğimiz, umursamadığımız, duygusuzlaştığımız bir çok insanı, durumu ve yokedilmeye çalışılan doğayı bir kenara bırakışımıza bir darbe indiriyor, Ekümenoplis yarattığı bilinçle.
Film çıkışı hem olan biten olaylara karşı bir hiddet duymak hem de filmin, insanların bilinçlerini açmaya meyilli halleri ile  geleceğe,  doğayı  korumaya ve bilinç eşiğini yükseltmeye dair bir umut  beslemek mümkün.
   Nüfusu arttıracak, yeşil alanları yok edecek, fabrika bacalarından çıkan dumanlara kapı açacak köprüler yerine, Ekümenopolis gibi, zihinleri açacak ve doğayla kucaklaşmaya çağrı yapacak nice belgesele, Ekümenopolis'e...






 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hayatımın Yolculuğu/ A Walk in the Woods Hayatlarımızın ellerimizin arasından hızla kayıp gidiyor olma fikri yaşam yolculuğumuza dair yeni alanlar açmamıza neden olur çoğu kez, tabi hayatı ıskalamadan yaşama cesaretini gösterebilenler için.  Bu cesareti gösterenler kendi kişisel yolculuğuna adım attıkları andan itibaren kendi hayatlarının kahramanlarına  dönüşmeye doğru bir yolculuğa çıkarlar ve “kahramanın yolculuğu” başlar. Mitolojik öykülerden, masallardan sinemaya da sirayet eden bu hikâye anlatma şekli,  insan yaşantısı değişse de arketipsel özelliklerinden dolayı çağlardan beri varlığı korumaya devam ediyor. Sinemada klasik anlatının, bu temeller üzerine kurulduğunu düşündüğümüzde, kahramanın yolculuğunun sinemada örnekleri saymakla bitmez. Hatta A Walk in the Woods/ Hayatımın Yolculuğu da bunlardan biri. Robert Redford’un canlandırdığı Bill, bir yolculuğa çıkmak için gereken çağrısını, bir tanıdığının cenaze töreninde alıyor. Ve hayatının...

Footprints: The Path of Your Life

İlk adımlar, türümüzün dünyayla temasının başlangıcı ve sonrasında hep ileriye daha ileriye gitmek, görmek, keşfetmek, bulmak, kaçmak, kaybolmak için attığı adımlar ve ardında bıraktığı ayak izleri, bazen bir kumun üzerinde, bazen karın, toprağın, suyun, çimenin üzerinde… dokunulduğu zemine göre kalıcılığı değişen, fiziksel varlığımızın dünya da en kolay yoldan görünür izleri…. Adım atmak, iz bırakmak gerçek anlamıyla ne kadar kolay olsa da mecazi anlamı söz konusu olduğunda herkes için bazen çok da kolay olamayan bir hal. Zira motivasyon, kararlılık, istek, azim, belki kırılganlık, belki başkalarından yardım isteği, dayanışma gibi pek çok bileşene ihtiyaç duyulan bir hal bir yanıyla da. İşte böyle bir hikâyeye adım atan 11 adamın 1000 km’lik haç yolculuğunun izini sürmek için Footprints: The Path of Your Life, adlı belgesel kendi kişisel hikayelerimize adım atmaya dair belki bir motivasyon aracı olarak da görülebilir. Netflix yapımı bu belgesel de Arizona’da yaşayan İspanyol...

Salyangozlar ve İnsanlar

İstanbul Modern'in her daim ilgi çekmeyi başarabilen sinema seçkisinde bu ay, Türkiye'nin yakın çevresindeki ülkelerin sineması yer alıyor. Yeni dünya düzeninde değişen rejimi ile var olmaya çalışan ve son dönemlerde sineması hızlı bir yükselişe geçen Romanya'nın bağrından bir film kopup geliyor bu seçkiye: Salyangozlar ve İnsanlar Zorlu Çavuşesku rejimi sonrası 1992 yılı Romanyası'nda bir yandan ülkeye konser için gelen Michael Jackson'un heyecanı yaşanırken bir yandan da devlet mülkiyetinde iflas eden araba fabrikasının özelleştirilmesinin hüsranı yaşanmaktadır. Komünizm sonrası Romanyası’nın demokratik yönetimlere geçiş süreci sadece siyasi yapıda bir değişikliği meydana getirmemiş, ekonomik olarak da özelleştirmelerin başladığı, yabancı sermaye girişiminin serbest bırakıldığı bir süreci de beraberinde getirmiştir. İşte film de tam bu süreçlere tanıklık eden bir zaman diliminde Fransızlara satılacak olan, iflas eden araba fabrikasının kapatılmasını ve ...