Geçmişten günümüze Troy
Sinema Tarihinde Truva Savaşını Konu Alan Filmler
1910–1911
La caduta di
Troia (The Fall of Troy) Yönetmen
: Giovanni Pastrone
( Truva konusu ele
alan en önemli ilk filmdir.)
1924
Helena. Part 1: Der
Raub der Helena (“The Rape of Helen”); Part 2: Der
Untergang Trojas (“The Fall of Troy”).
Yönetmen : Manfred Noa Long-lost monumental epic made
at
( Fritz Lang ‘in Nibelungen
filminin gölgesinde kalmıştır.)
1927
The Private Life of Helen of Troy (Helen of
Troy) Yönetmen : Alexander Korda.
1931
La regina di Sparta (The Queen of Sparta) Yönetmen : Manfred S.
1953–1954
Loves of Three Queens (The Love of Three Queens,
Eternal Woman, The Face
That Launched a Thousand Ships)
Yönetmen : Marc Allegret and Edgar G. Ulmer.
1956
Helen of Troy Yönetmen : Robert Wise
( Truva savaşı üzerine
enli perdede ( widescreen)
gösterilen ilk film)
L’ira di Achille (Fury of Achilles, Achilles)
Yönetmen : Marino Girolami.
1965
Il leone di Tebe (The Lion of Thebes; Helen, Queen of
Troy)
Yönetmen : Giorgio Ferroni
1972
The Trojan Women
Greece/United Kingdom/
Yönetmen :Michael Cacoyannis.
1973
Elena si, ma . . . di Troia (Helen, Yes . . . Helen of
Troy)
Yönetmen : Alfonso Brescia.
1977
Iphigenia
Yönetmen : Michael
Cacoyannis
1996
Achilles
United Kingdom. Director: Barry Purves.
2004
TROY
Yönetmen : Wolfgang Petersen
( Truva savaşını konu alan filmler içinde en pahalı ve en
uzum yapımdır.)
Wolfgang Petersen
Petersen, ülkesinde II.Dünya Savaşı yaşanırken doğdu. 1953
ve 1960 yılları arasında Hamburg'taki Johanneum okuluna gitti. Burada tiyatro
oyunları yönetti. Berlin'deki Film ve Televizyon Akademisi'ne gitti. İlk olarak
Tatort adlı suç dizisini çekti.Das Boot filmiyle de üne
kavuştu ve Hollywood'a gidip önemli oyuncular ile çoğu gişede başarılı
olan filmler çekti.
Filmografi
• One or the Other of Us (1974)
• The Consequence (1977)
• Das Boot(1981)
• The NeverEnding Story(1984)
• Enemy Mine (1985)
• Shattered (1991)
• In the Line of Fire(1993)
• Outbreak(1995)
• Red Corner (1997), as executive producer
• Air Force One (1997)
• The Perfect Storm (2000)
• Troy (2004)
• Poseidon (2006)
• Uprising (2010)
Truva Söylencesinin
En Önemli Ana Nedenleri
§ Savaş
§ Tanrı
§ Ölüm
Truva Savaşının Başlangıç
Aşamaları
• Menalaus’un
Truva Krallığla Barış Yapması
• Paris’in Helen’a Aşık Olması
• Paris’in
Helen’i Kaçırması
• Savaş’ın
Başlaması
Savaşın Anlamı
Agamennon’a göre : Ekonomik olarak zenginleşme isteği, Servetine servet ekleyerek
daha da güçlenme isteği
Akhilleus ( Tanrıların Gözdesi) ve Hektor’a göre : Adının
ölümünden sonra devam etmesi
Akhilleus: Devlet ve bayrak için
savaşmayı düşünmez ve istemez.
İlyada Destanı ve
Truva Filmi
İlyada ‘da
İlyada’da öykü; Filmin yarısından
sonraki bölümüne denk gelen Apollon’un öfkesiyle Akha savaşçılarının üzerindeki
veba salgınıyla başlar.
Hektor’un cenaze töreni için
dokuz gün odun taşındıktan sonra onuncu gün yapılan cenaze töreniyle sonlanır.
İlyada’da öykü anlatısı geriye
dönüşlerle kurulmuştur.
Filmde
Öykü; Odyseus’un öyküyü
anlatmasıyla başlar.
Olaylar birbirini izleyerek sürüp
gider.
Truva filminde
savaşlar, meydan savaşları ve düello biçiminde yapılırdı. Meydan savaşları, tarihte yakın geçmişteki
savaşlara bakıldığında olağan görünen ve bilinen savaşlardır.
Meydan Savaşları: Filmde ilk savaş Truva’da
başlar. Denizden gelen Yunan donanması binlerce gemiden oluşur. Truva
savaşçıları karadan, Yunan savaşçıları denizden gelerek sahilde kıran kırana
bir savaş başlar. İlk meydan savaşını Yunan’lar kazanır ve Truva kıyılarına
karargah kurarlar. Diğer bir savaşta
Akhilleus savaşa katılamaz ve Yunan tarafı bu savaşı kaybeder.
Truva Filminde Düello
Biçiminde Yapılan Savaşlar
1.Agamennon ( Akhilleus)
ile Thesalya’nın (Thesalya’nın savaşçısı) savaşı
2.Paris’in Menalous’un ile savaşı
3.Hektor ile Patroklos’un savaşı
4.Akhillehus ile Hektor’un savaşı
Düello Biçiminde
Yapılan Savaşların Nedeni: Orduyu savaşa
sokmadan, askerleri yok etmeden, yalnız bir kişinin ölümüyle savaşı kazanmak ya
da kaybetmek
1.
Agamennon (
Akhilleus) ile Thesalya’nın
(Thesalya’nın savaşçısı) savaşı :
Agamennon’un Thesalya’yı egemenliği
altına almak istemesi
2. Paris’in Menalous’un ile savaşı:
Görünen Neden: Menalous’un Onur Savaşı
Gizli Neden:
Agamennon’un Truva’ya sahip olma isteği
Paris Menalous Savaşının Sonuçları
Filmde
Menalous
Paris’i öldürmek İsteyince, Hektor tarafından öldürülür.
Helen,
Paris’in yaralarını silerken ona moral verir. “Ben savaşan, yenen bir adam
değil yanında yaşlanacağım birini istiyorum” der.
İlyada’da
Afrodit
gelip, Paris’i Menalous’un elinden kaçırır. Düelloda kimse ölmez.
Helen
kocasını ve ülkesini zayıf bir erkek için bırakıp kaçtığına pişmandır.
Helen
Paris’e “orda kalsaydın da ölseydin keşke, eski kocam, o güçlü adam,
eziverseydi seni” der.
3.Hektor ile
Patroklos’un savaşı:
Truva
saldırısı: Hektor
Truva’nın Yunan karargahına hücum emrini onaylamaz ve savaştan önce yapılan parlamento toplantısında bu
saldırının o an için doğru olmadığını
söyler. Ancak Priamos, baş rahip ve onun kehanetlerini dinler ve savaş emri
verir. Savaş başlar, Akhilleus savaşta yoktur. Kuzeni Patroklos Akhilleus’un
zırhı ve miğferi içinde tanınmaz, Akhilleus olduğu düşünülür ve Hektor
tarafından öldürülür. Savaşa ara
verilir. Beklenmeyen Patraklos’un ölümü ile sahne sonlanır.
4.Akhillehus ile
Hektor’un savaşı:
Akhilleus
tam savaştan çekilmeye karar vermişken Patraklos’un ölümünü duyunca çok üzülür,
gözünü kin ve hırs kaplar. Hiçbir şey gözünde yoktur. Tek istediği Hektor’u
öldürmektir. Savaş giysilerini giyer, atlı arabasına biner ve tek başına kale
duvarlarına gelir. Hektor’u düelloya çağırır. Hektor ile Akhilleus kale
duvarlarının önünde karşılaşır. Akhilleus, Hektor’u kalbine mızrak, göğsüne
kılıç darbesiyle öldürür
Truva’lı Priamos, Paris, Başrahip ve
parlemento üyeleri sahili gezerken veba salgınından ölmüş savaşçıları görürler.
Bu savaşçıların veba salgınından ölüm nedenini , doğrudan tanrıların öcü, daha
doğrusu Poseidon’un öcü olarak değerlendirirken
Baş rahip: “Bu tanrının isteği, Apollon tapınağına saldırdılar. Apollon da etlerini çürüttü.”
Kral Priamos, tahta ata bakar ve “ Nedir bu?” diye sorar.
Rahip: “Poseidon’a bir sunu Yunanlılar geri dönebilmek için adaklar sunuyor, bu bir hediye” der ve atın tapınağa götürülmesini ister.
Paris atın yakılmasını ister, baş rahip karşı çıkar. Babası da Paris’i değil, baş rahibi dinler. Ve tahta at kalaslar yardımıyla çekilerek kaleye getirilir.
Akhalar’ın içine saklandığı tahta at Truva’nın sonu olur.
Baş rahip: “Bu tanrının isteği, Apollon tapınağına saldırdılar. Apollon da etlerini çürüttü.”
Kral Priamos, tahta ata bakar ve “ Nedir bu?” diye sorar.
Rahip: “Poseidon’a bir sunu Yunanlılar geri dönebilmek için adaklar sunuyor, bu bir hediye” der ve atın tapınağa götürülmesini ister.
Paris atın yakılmasını ister, baş rahip karşı çıkar. Babası da Paris’i değil, baş rahibi dinler. Ve tahta at kalaslar yardımıyla çekilerek kaleye getirilir.
Akhalar’ın içine saklandığı tahta at Truva’nın sonu olur.
TANRILAR
Filmde
• Tanrıların gerçek dünyaya karıştığı pek anlaşılmaz, film öyküsü daha gerçekçi bir
biçimdedir.
• Akhilleus’u çağırmaya gelen çocuk; “Annenizin
ölümsüz bir tanrıçaymış, sizinde ölümsüz olduğunuz söyleniyor.” der.
Akhilleus’da “Öyle olsaydı kalkana ihtiyaç olmazdı” der.
• Akhilleus denizin içinde, mavi giysiler
içinde, mavi gözlü gizemli, istridye toplayan bir kadınla konuşur, bu kadın
Akhilleus’un annesi deniz tanrıçası, Thetis’tir. Ancak burada annenin tanrıça olduğunu anlatan
hiçbir söz yoktur.
• Hektor, Menalous ile yapılacak savaşın
kazanılamayacağını düşündüğü için Helen’in geri gönderilmesini babasından
ister. Priamos: “Savaşırız bizi Apollon korur” der. Hektor:” Agemennon bile tanrılarla başa
çıkamaz söylesene güneş tanrısının kaç askeri vardır?” der. Priamos: ”Tanrılarla alay etme” der.
• Kadın, Tanrılar’la bir tutulur. Hektor,
savaşçılarına: “ Hayatında bir kural
vardır, o da Tanrılar’ı onurlandırmak, karını sevmek ve ülkeni korumaktır” der.
• Akhilleus, savaşçılarıyla birlikte manastıra
çıkar. Önündeki bütün askerleri öldürür ve “Truva’nın koruyucusu Güneş Tanrısı,
bizim düşmanımız bulduğunuz bütün ganimetleri alın” der.
• Akhilleus’un en sadık adamı: “ Efendim Apollon
her şeyi görür, onu kızdırmamak daha akıllıca olur” Akhilleus bunun üzerine kılıcıyla güneş
tanrısının kafasını uçurur ve böylece Tanrılara meydan okur.
Filmde
• Savaşlarda talihi bir o yana bir bu yana
çeken, Hera, Athena, Ares, Apollon Aphrodite gibi tanrıçalar Zeus’ın elinde bir
kukla gibidirler. Zira Zeus Tanrıların birbirine zıt istekleri arasında bir denge kurar,
böylelikle söylencenin uzayıp gitmesine neden olur.
• İnsan dünyası ile Tanrı dünyasının gerçekleri
belli bir efsane havasının içinde birbirine karışır. Agemennon düş mü görüyor
bilin ki, Zeus Düş Tanrısı’nı ona öğüt vermek için göndermiştir.
• Tanrılar gerek gördükleri için işe
karışırlar, ama bazen de çağırıldıkları için gelirler.
• Tanrılar öylesine güçlüdür ki, bir silahı
istedikleri hedefe yöneltebilirler, hedeften uzaklaştırırlar, insanları
dumanlarla örtüp gizlerler, havalara uçurup kaçırırlar.
• Çoğu zaman da insan kılığına girerler.
Aphrodite; Helene’ye bir zamanlar
Mykene’de kendisine yün eğiren yaşlı bir kadın kılığında görünür.
• Biçim
ve kimlik değiştirmek ölümsüzler için, işten bile değildir, ama kılık
kıyafet seçerken dikkatli davranırlar, görünecekleri kimseye söz
geçirebilsinler diye, sevdiği saydığı bir insanın kılığına bürünürler.
• Çoğu zaman Tanrılar, yalnız bir şey söylemek
istediği insana belli eder kendini , ötekiler gelişinin farkına bile varmazlar.
• Savaşlarda talihi bir o yana bir bu yana
çeken, Hera, Athena, Ares, Apollon Aphrodite gibi tanrıçalar Zeus’ın elinde bir
kukla gibidirler. Zira Zeus Tanrıların birbirine zıt istekleri arasında bir denge kurar,
böylelikle söylencenin uzayıp gitmesine neden olur.
• İnsan dünyası ile Tanrı dünyasının gerçekleri
belli bir efsane havasının içinde birbirine karışır. Agemennon düş mü görüyor
bilin ki, Zeus Düş Tanrısı’nı ona öğüt vermek için göndermiştir.
• Tanrılar gerek gördükleri için işe
karışırlar, ama bazen de çağırıldıkları için gelirler.
• Tanrılar öylesine güçlüdür ki, bir silahı
istedikleri hedefe yöneltebilirler, hedeften uzaklaştırırlar, insanları
dumanlarla örtüp gizlerler, havalara uçurup kaçırırlar.
• Çoğu zaman da insan kılığına girerler.
Aphrodite; Helene’ye bir zamanlar
Mykene’de kendisine yün eğiren yaşlı bir kadın kılığında görünür.
• Biçim
ve kimlik değiştirmek ölümsüzler için, işten bile değildir, ama kılık
kıyafet seçerken dikkatli davranırlar, görünecekleri kimseye söz
geçirebilsinler diye, sevdiği saydığı bir insanın kılığına bürünürler.
• Çoğu zaman Tanrılar, yalnız bir şey söylemek
istediği insana belli eder kendini , ötekiler gelişinin farkına bile varmazlar.
Benzerlikler
ve Farklılıklar
Film
•
Haklı ve
iyilik dolu Truvalılar, acımasız taraf Yunan’dır.
•
Filmde savaş
çok kısa bir zaman diliminde geçer.
•
Filmde
tanrılar pek etkin değildir.
•
Paris,
filmde İlyada’daki karakterin tam tersidir
•
Tanrılardan
konuşulur, yardım istenir, ancak her şeyi tanrılar yönetmez, yaşam İlyada’ya
göre daha gerçekçi kurgulanmıştır. Kehanetler ve bazı küçük göstergeler
vardır. Filmde bazı sahnelerde gizem ve
tanrısallık sezilir.
İlyada
•
Homeros,
Akhalar’dan yana gözükür, Truvalılar daha çok haksız gibidir.
•
İlyada’da savaş yaklaşık on yıl gibi bir zaman dilimini
kapsar.
•
İlyada’da
tanrılar çok etkindir.
İlyada’da Paris, içi kötülük dolu, bencil bir
kişiliktir
Basında Film
Eleştrileri
Bunca kan ve
ölüm yalnız güzel bir kadın için...
Karşımızda "Gladyatör"deki gibi bilgisayarla yaratılmış sanal değil, gerçek devasa mekanlarda çekilmiş, binlerce figürana dayalı, sinemanın tüm çağdaş olanaklarını çok iyi kullanan bir film var
Karşımızda "Gladyatör"deki gibi bilgisayarla yaratılmış sanal değil, gerçek devasa mekanlarda çekilmiş, binlerce figürana dayalı, sinemanın tüm çağdaş olanaklarını çok iyi kullanan bir film var
…bu yeni
tarihsel film (ki aslında Homeros'un dev yapıtına bütünlük taşıyan ilk önemli
ve ciddi yaklaşım sayılabilir), yalnız Truva ya da antik Yunan üzerine olan
filmleri değil, genelde tarihsel film türünü yenileyen ve yapılanları aşan bir
yapım. Bir tür akıllı tarihsel film ya da "entelektüel epik" bu...
Çünkü, filmde görkemli olan, yalnızca savaş sahneleri değil. Ayrıca senaryo da
çok iyi. "Savaş gençlerin öldüğü, yaşlıların ise konuşup durduğu bir
olaydır" ya da "Tarih kralları hatırlar, askerleri değil" gibi
sözleri en son hangi üstün yapımda duydunuz?
Atilla
Dorsay- Sabah Gazetesi
Aşk, yanlış
tercihler yüzünden her zaman acı getirecek galiba. Hele hele yasak aşkın sonu
tarihte, hatta günümüzde bile çoğu kez kanlı bitiyor. Binlerce yıl önce
yaşandığı bazı tarihçilere göre kesin olan Truva Savaşları da
acaba aşk yüzünden başlamış olabilir mi? Hollywood yapımcılarının yanıtı; "Neden
olmasın?"
Durum böyle olunca, Homeros'un 15 bin satırı aşkın İlyada'sı başta olmak üzere, Truva Savaşları ile ilgili birçok anlatı da, bir aşk çatışması oluşturacak şekilde yeniden düzenlenmiş. Genç senarist David Benioff'un bu bakımdan iyi iş çıkardığını belirtmek gerek. 10 yıla yayılan bir süreci, oluş nedenlerinden başlayıp sonuna kadar gayet isabetli bir biçimde götürmüş ve çok sayıda karakteri filme başarıyla yerleştirmiş. Dahası tarihi karakterleri; hatalarıyla sevaplarıyla, doğru veya yanlış tercihleriyle, kısaca insani özellikleriyle yansıtmayı başarmış.
Durum böyle olunca, Homeros'un 15 bin satırı aşkın İlyada'sı başta olmak üzere, Truva Savaşları ile ilgili birçok anlatı da, bir aşk çatışması oluşturacak şekilde yeniden düzenlenmiş. Genç senarist David Benioff'un bu bakımdan iyi iş çıkardığını belirtmek gerek. 10 yıla yayılan bir süreci, oluş nedenlerinden başlayıp sonuna kadar gayet isabetli bir biçimde götürmüş ve çok sayıda karakteri filme başarıyla yerleştirmiş. Dahası tarihi karakterleri; hatalarıyla sevaplarıyla, doğru veya yanlış tercihleriyle, kısaca insani özellikleriyle yansıtmayı başarmış.
Homeros'un
ölümsüz destanının ilk kitabı, yarı-tanrı savaşçı Aşil'i anlatmakla
başlar. Babası, bir tanrıçadan olan oğlunu ölümsüzlük nehrinde yıkarken ayak
bileğinden tuttuğu için Aşil sadece ayak bileğinin üstündeki tendondan
vurulduğunda öldürülebilir. Homeros onu öyküsüne özellikle ekler, böylelikle,
savaşın sadece insanlar arasında değil, aynı zamanda Tanrılar arasında
geçtiğini bu sayede kolaylıkla vurgular.
Orkan Şancı-
Beyazperde
Gladyatör,
bir film olarak, görmezden gelinmek ya da hemen unutulmak bir yana en iyi film
de dahil olmak üzere 5 Oscar ödülü almış ve 90’lardaki işleri pek beğenilmeyen
Ridley Scott’ın ismini yeniden zirveye taşımış, hem de “kılıç ve
sandalet” türünün bir anlamda yeniden doğuşuna ön ayak olmuştur. Daha
sonra da Hollywood’un “Truva” ve “İskender” gibi
yapımlara çok büyük bütçeler ayırabilmesinde, Scott’un bu görkemli tarihsel
aksiyon filminin önemli payı var.
Kutlukhan Kutlu- Günümüzün Klasikleri 2
Kutlukhan Kutlu- Günümüzün Klasikleri 2
Epik filmler
çok büyük falsolar vermediği sürece her zaman ‘garanti’ işler oldular. Sinema
tarihi seyircinin ödüllendirdiği bir sürü epik filmle dolu. Bu filmler,
Akademi’nin de Oscar gecesinde pek ıskalamadığı filmler oldular hep. Aynı formülün
nasıl da hâlâ başarıyla işlediğini “Titanic (1997),Gladyatör(2000),““The Last
Samurai” (2003), Troy” (2004) gibi
filmlerden anlamak mümkün.
Burak Göral- Sinema
Yukarıda, Burak Göral’ın “Aynı
formülün nasıl da hâlâ başarıyla işlediğini “Titanic (1997),Gladyatör(2000),““The
Last Samurai” (2003), Troy” (2004)
gibi filmlerden anlamak mümkün,” diye bahsettiği formül:
Joseph
Campbell'dan "Kahramanın Yolculuğu"
1. Bölüm: Yola Çıkış
– Ayrılış
Maceraya Çağrı
Çağrının Reddi
Doğaüstü Yardım
Balinanın Karnı
Çağrının Reddi
Doğaüstü Yardım
Balinanın Karnı
2. Bölüm: Erginleşme
– Geçiş (Initiation)
Sınavlar Yolu (Denenmeler Yolu)
Tanrıçayla Karşılaşma
Baştan Çıkarıcı Olarak Kadın
Babanın Gönlünü Alma (Babayla Uzlaşma)
Tanrılaşma (İlahlaşma)
En Son Ödül (Son İyilik)
Tanrıçayla Karşılaşma
Baştan Çıkarıcı Olarak Kadın
Babanın Gönlünü Alma (Babayla Uzlaşma)
Tanrılaşma (İlahlaşma)
En Son Ödül (Son İyilik)
3. Bölüm: Dönüş
(Return)
Dönüşü Reddetme
Dışarıdan Gelen Kurtuluş (Kurtarılma)
Geri Dönüş Eşiğini Aşma
İki Dünyanın Efendisi
Yaşama Özgürlüğü
Dışarıdan Gelen Kurtuluş (Kurtarılma)
Geri Dönüş Eşiğini Aşma
İki Dünyanın Efendisi
Yaşama Özgürlüğü
Vogler’ın ortaya koyduğu anlatım iskeletine
göre kahraman önce
olağan dünyada ( Akhilleus
kendi karargahında yaşar, savaşlara
katılır) tanıtılır. Bir sorun vardır ve
kahramanın çözmesi
gerekmektedir.
Böylece maceraya çağrı (Truvayla Savaş için çağrılır) alır.
Gönüllüdür ya da çağrıyı
reddeder.( Çağrıyı reddeder) Akıl
hocası( Annesi savaşırsa , savaşta ölürse adının sonuna kadar yaşayacağını
söyler) tarafından cesaretlendirilir. İlk
eşiği ( Savaşmaya karar verip, savaşa katılır) geçerek özel
dünyaya
(maceraların yaşanacağı yer) geçer. Özel dünyada sınavlar,
dostlar ve düşmanlar (Akhilleus ,kendisini büyük bir savaşçı olarak
inşa etmiştir ve diğer savaşan askerler arasında takımının da kaptanı olarak
müsabakalardan zaferler kazanarak ayrılır.) Mağaranın önüne ikinci eşiğe gelir.
Ateşten gömlek giyilir. (
Büyük savaşçı Hektör ile düelloya girişir) Zor bir işi üstlenmiştir. Ölüme en yakın olduğu
yerdir. Ödül (Hektor’u öldürüp, Patraklos’un
intikamını alır) almaya hak
kazanır ve olağan dünyaya doğru dönüş
yolu’na (Kendi karargahına çekilip,
geri dönmeye karar verir.)
düşer. Üçüncü eşiği geçer diriliş
deneyimiyle dönüşüme (Patraklos’u kaybetmesi, Hektor’u
öldürmesi, Priamos’un dizlerine kapanıp af dilemesi, Briseis’e olan tutkusu,
Akhilleus’u içlsel bir döüşüme uğratır ve ruhsal olarak yeniden doğar.)
uğrar. İksir ile
geri
döner; olağan dünyaya bir iyilik,
iyileşme ya da hazine getirir.
Vogler’ın
kahramanın yolculuğu paradigması kısaca bu şekilde işlemektedir.
Kahramanın
yolculuğu geliştirilebilir bir iskelet çatıdır. Bu yapıya
detaylar ve
sürprizler eklenebilmektedir. Yapı tam
olarak
izlenmeyebilmektedir. Sahnelerin
burada verilen sırası birçok olasılıktan biri
olmaktadır. Sahneler karıştırabilmekte, eklenebilmekte ya
da
çıkarılabilmektedir. Kahramanın
yolculuğu evrensel hayat deneyimlerinden
oluşmaktadır.
Değişik toplumların ihtiyaçlarına göre simgeler de
değişiklikler
gösterebilmektedir. Şövalyeler ya da ejderhalar gibi semboller
toplumlara
göre değişmektedir.
Çağdaş
kahramanlar mağaralara, labirentlere girmeyebilirler, mistik
yaratıklarla
savaşmayabilirler. Fakat tüm kahramanlar maceraların
yaşanacağı
özel dünyaya girmektedirler. Özel dünya, uzay, denizin
derinlikleri
ya da çağdaş şehirlerin derinlikleri olabilmektedir. (
KAYNAKÇA
1.Homeros, (2012), “İlyada”, İstanbul, Can Yayınları
2.Makal.O , (2010) “Sinemada Tarihin Görüntüsü”, İstanbul, Beykent Üni. Yayınları
3.Kutlukhan. K, “Günümüzün Klasikleri 2”, Sinema Merkez Dergisi
4.Erat. A, (2004) “Mitoloji Sözlüğü”,İstanbul, Remzi Kitapevi
5.Martin M. Winkler Troy, (2007)
From Homer’s Iliad to Hollywood EpicHTroy, USA, Blackwell Publishing Ltd
6. Vogler, Sosyal Bilimler Dergisi / Cilt: X, Sayı 1, Haziran 2008 )
1.Homeros, (2012), “İlyada”, İstanbul, Can Yayınları
2.Makal.O , (2010) “Sinemada Tarihin Görüntüsü”, İstanbul, Beykent Üni. Yayınları
3.Kutlukhan. K, “Günümüzün Klasikleri 2”, Sinema Merkez Dergisi
4.Erat. A, (2004) “Mitoloji Sözlüğü”,İstanbul, Remzi Kitapevi
5.Martin M. Winkler Troy, (2007)
From Homer’s Iliad to Hollywood EpicHTroy, USA, Blackwell Publishing Ltd
6. Vogler, Sosyal Bilimler Dergisi / Cilt: X, Sayı 1, Haziran 2008 )
7.Borokas
Kırlar S, "TRUVA FILMI" ÜZERINDE
"ILYADA DESTANi" ETKIsI
GÖSTERGEBILIMSEL
YAKLASiM, Journal of istanbul Kültür
University
2005/1 pp.
27-40
8.Sabah
Gazetesi, 6 Haziran 2004
9.Beyazperde, Filmler, Eleştiriler,Truva
9.Beyazperde, Filmler, Eleştiriler,Truva
10. Troy
Filmi, 2004
12.http://tr.wikipedia.org/
Yorumlar
Yorum Gönder