Ana içeriğe atla

İstanbul Film Festivali'nden: We are the Best/ Bizden İyisi Yok

33. İstanbul Film Festivali'nin kuzeyden gelen filmi," We are the Best/ Bizden İyisi Yok", Punk öldü diyenlere inat Punk ruhunu yaşatmaya çalışan kız grubu olduğunu reddeden, üç asi ergen kızın hikayesi.
Bol kahkahalı ve kalabalık bir doğum gününde kalabalığın içinde pek fark edilmeyen annesi ile babası ayrı olan Bobo, 13 yaşında bir kız olmasına rağmen Punk'a olan merakından dolayı kendi kestiği kısa saçları ve erkeksi giyinişiyle bir kızdan çok erkeğe benzer.
Bobo bu haliyle bir anlamda sürekli erkek arkadaş değiştiren, işveli annesi gibi olmayı redddeder. Odasına çekilip dinlediği müzikle ve ancak kendi gibi kafa dengiolan arkadaşı Klara ile hayata tutunur.
Klara'da geleneksel kalıp yapıdaki ailesine kafa tutan, aykırı, isyankar ruhu, saçları gibi, punk ruhuyla eş bir ergendir.
Bobo ve Klara içlerindeki asiliği dışa vurmak, farklı oldukları dile getirmek için kendilerine müziği ifade aracı olarak seçerler. Bunun için bir çalışma takvimine göre işleyen bir stüdyoyu ele geçirirler. Hatta bu iki yeniyetme, boylarına poslarına hiç bakmadan bir sürü kişiyi stüdyo dışına iterek, kendilerini stüdyonun içinde bulurlar. Ancak ikisi de zerre kadar ne şarkı söylemeyi ne bir alet çalmayı bilir.
Bobo ve Klara'nın anarşik tavırları, kafalarına eseni yapmaları aralarına yeni bir arkadaş almalarına da neden olur. Hatta orada bile bu isyankar tavırlarını sürdürürler. Gitar çalan hristiyan Hedvig'i müzik gruplarına almak isterken Hedvig'e dinlettikleri şarkıda Hedvig'in dini inancını sarsmak başlıca amaçları arasındadır.
Hedvig hristiyan ailesinin içinde hristiyan öğretisine göre yetişen bir ergen iken, Bobo ve Klara'nın etkisiyle o da kendini Punk ruhunun içinde bular. Klara'nın dayatmasıyla da olsa punk saçı için vazgeçtiği, uzun saçları gibi ailesinin öğretisinden de vazgeçer ve o da asi ergenlere katılır ve küçüçük boyları, zayıf bedenleri ve bir başınalıkları ile sisteme, sıradana meydan okurlar.
Birbirlerinin en yakını olurlar, erkeklerle randevulaşıp buluşmaya giderler. İki erkek üç kız ve erkekler tarafından seçilme durumuyla ilk kez karşı karşıya kalırlar ve kızlar arasında ilk erkek kavgaları ve ilk arabulucuklar, ergen dünyasının kaçınılmazları olarak punkçı kızlarında dünyasında ortaya çıkar.
Ebeveynleriyle ilişkisi, en mesafeli olan Bobo, ikili ilişkiler konusunda da kaçınılmaz olarak en mesafeli kişi olarak ortaya çıkar. Ve yalnızlığın ilk sancılarını ve çaresizlik duygularını ergen karamsarlığıyla bu noktada bütünleştirir.
İsveç'in son dönem genç yeteneklerinden Lukas Moodysson, ellerinde hiç bir şey olmadığı halde bir şey yapmaya çalışan, durmak yerine harekete geçen, baş kaldıran, isteklerinin peşinden koşan bu kızların hikayesini anlatırken, kamerasını da alabildiğine hareketli kullanıyor.
Planlar arasındaki geçişleri genelde kesmelerle yapmak yerine çoğu zaman, büyük bir hızla kamerayı çevrindiriyor. Kameranın objeye ya da kişiye yaklaşması içinbu noktada zoomdan da kaçınmıyor ve böylelikle izleyiciyi ritmin ve bu baş döndürücü atmosferin içine dahil ediyor.
Dünyanın kendi etrafında döndüğünü düşünen, kendinden iyisi ve haklısı olmayanların varlığına inanan ergenlerin ve ergen ruhların kutsandığı bu film ayrıksı ve asi karakterleriyle kendine yer açmak için seyircisini bekliyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hayatımın Yolculuğu/ A Walk in the Woods Hayatlarımızın ellerimizin arasından hızla kayıp gidiyor olma fikri yaşam yolculuğumuza dair yeni alanlar açmamıza neden olur çoğu kez, tabi hayatı ıskalamadan yaşama cesaretini gösterebilenler için.  Bu cesareti gösterenler kendi kişisel yolculuğuna adım attıkları andan itibaren kendi hayatlarının kahramanlarına  dönüşmeye doğru bir yolculuğa çıkarlar ve “kahramanın yolculuğu” başlar. Mitolojik öykülerden, masallardan sinemaya da sirayet eden bu hikâye anlatma şekli,  insan yaşantısı değişse de arketipsel özelliklerinden dolayı çağlardan beri varlığı korumaya devam ediyor. Sinemada klasik anlatının, bu temeller üzerine kurulduğunu düşündüğümüzde, kahramanın yolculuğunun sinemada örnekleri saymakla bitmez. Hatta A Walk in the Woods/ Hayatımın Yolculuğu da bunlardan biri. Robert Redford’un canlandırdığı Bill, bir yolculuğa çıkmak için gereken çağrısını, bir tanıdığının cenaze töreninde alıyor. Ve hayatının...

Footprints: The Path of Your Life

İlk adımlar, türümüzün dünyayla temasının başlangıcı ve sonrasında hep ileriye daha ileriye gitmek, görmek, keşfetmek, bulmak, kaçmak, kaybolmak için attığı adımlar ve ardında bıraktığı ayak izleri, bazen bir kumun üzerinde, bazen karın, toprağın, suyun, çimenin üzerinde… dokunulduğu zemine göre kalıcılığı değişen, fiziksel varlığımızın dünya da en kolay yoldan görünür izleri…. Adım atmak, iz bırakmak gerçek anlamıyla ne kadar kolay olsa da mecazi anlamı söz konusu olduğunda herkes için bazen çok da kolay olamayan bir hal. Zira motivasyon, kararlılık, istek, azim, belki kırılganlık, belki başkalarından yardım isteği, dayanışma gibi pek çok bileşene ihtiyaç duyulan bir hal bir yanıyla da. İşte böyle bir hikâyeye adım atan 11 adamın 1000 km’lik haç yolculuğunun izini sürmek için Footprints: The Path of Your Life, adlı belgesel kendi kişisel hikayelerimize adım atmaya dair belki bir motivasyon aracı olarak da görülebilir. Netflix yapımı bu belgesel de Arizona’da yaşayan İspanyol...

Salyangozlar ve İnsanlar

İstanbul Modern'in her daim ilgi çekmeyi başarabilen sinema seçkisinde bu ay, Türkiye'nin yakın çevresindeki ülkelerin sineması yer alıyor. Yeni dünya düzeninde değişen rejimi ile var olmaya çalışan ve son dönemlerde sineması hızlı bir yükselişe geçen Romanya'nın bağrından bir film kopup geliyor bu seçkiye: Salyangozlar ve İnsanlar Zorlu Çavuşesku rejimi sonrası 1992 yılı Romanyası'nda bir yandan ülkeye konser için gelen Michael Jackson'un heyecanı yaşanırken bir yandan da devlet mülkiyetinde iflas eden araba fabrikasının özelleştirilmesinin hüsranı yaşanmaktadır. Komünizm sonrası Romanyası’nın demokratik yönetimlere geçiş süreci sadece siyasi yapıda bir değişikliği meydana getirmemiş, ekonomik olarak da özelleştirmelerin başladığı, yabancı sermaye girişiminin serbest bırakıldığı bir süreci de beraberinde getirmiştir. İşte film de tam bu süreçlere tanıklık eden bir zaman diliminde Fransızlara satılacak olan, iflas eden araba fabrikasının kapatılmasını ve ...