Bir şeyi kırk kez söylersen olur mantığıyla yaklaşılan Guillaume, kendini bilmeye başladığı andan itibaren annesinin kızı gibidir.
İki oğlu olan Guillaume'in annesi üçüncüsünün kız olmasını istemiş ancak olmayınca erkek doğan bebeğinden umudunu kesmemiş, biyolojik olarak doğurmayı başaramadığı kızını, davranışlarıyla doğurmayı hedeflemiştir.
Annesinin bu emelleri üzerine dünyaya gelen Guillaume'in diğer erkek kardeşleri gibi olma lüksü yoktur. Zira annesi, onları yemeğe çağırırken bile "oğullarım hadi yemeğe" diye değil, "oğullarım ve Guillaume hadi yemeğe" diye çağırır.
Annesinin bu ve benzeri pek çok davranışının etkisi altında büyüyen Guillaume'de hiç bir zaman annesinin isteği dışında bir çocuk olmamış, aksine hep kız gibi olmaya çalışmış ve kız gibi yaptığı her şeyden, annesini memnun ettiği mutlu da olmuştur.
Annesinin istediği gibi olmakla annesi için ayrıcalıklı hale gelen Guillaume, bu durumdan son derece hoşnuttur. Erkek kardeşleri Guillaume'in efemine hallerinden kendilerine malzeme çıkardıkları için onların da keyfi yerindedir.Ancak bu durumdan hoşnut olmayan tek kişi vardır, O da Guillaume'in babasıdır ki, Guillaume'in dolabında zorunlu olarak erkek kıyafeti bulundurma nedenidir aynı zamanda.
Annesinin kız, babasının ise erkek olarak gördüğü, özellikle de görmek istediği Guillaume, annesine duyduğu hayranlıktan, annesinin kendine seçtiği cinsiyeti benimseme yolunda ilerlerken, babasının onayladığı cinsiyetinden, beline yorgandan yaptığı kabarık eteklerden tutun da, kendini kraliçe gibi hissedip başına taç niyetine taktığı eşyalara, annesi gibi yürümesine, konuşmasına kadar birçok şeyle vazgeçtiğini her fırsatta gösteriyor. Guillaume'in anne hayranlığı altında ortaya çıkan cinsiyetini kabul etmeyen babasının çözümü ise Guillaume'i önce İspanya'ya oradan da İngiltere'ya yatılı okullara göndermek ve erkeklerin ve erkek uğraşlarının içine sokmak oluyor.
Bu esnada Guillaume'in efemine halleri, okul hayatı, arkadaşları, sosyal çevresi, aşka düşmesi incelikli bir komedi içinde perdeye yansıyor.
Guillaume Gallienne'in kendi özyaşam öyküsünün komedisini yaptığı bu film, Guillaume Gallienne''i neredeyse tek kişilik dev orkestraya döndürüyor. Fimin, senaryosu yönetimi ve Guillaume ve anne rolü gibi iki baş rol de Guillaume'e ait.
Filmin anlatısı ise, geçtiğimiz aylarda da ülkemiz sinemasında da örneğini gördüğümüz, Melik Saraçoğlu'nun filmi "Gözümün Nuru'nda" olduğu gibi, kendi özyaşamını tiye alan oyuncunun gerçeğini, tek kişilik bir gösteri gibi sunduğu sahnelerle, oyuncu olarak kendini oynadığı sahnelerin iç içe geçtiği bir bütünlükle sunuluyor.
Cinsel kimlik arayışında yaşadığı bocalamardan da bolca komedi unsuru çıkarmayı başaran Guillaume, filmin sade bir komedi filmi olmasına da pek müsaade etmiyor.
Cinsel arayışı esnasında en büyük korkularından birini hatırlaması, korkusunun üzerine gitmeyi seçmesi ve korkusundan kurtulması Guillaume'nin psikolojik olarak da çözülmesine neden oluyor.
Anne ile karşı cins çocuk arasındaki çok yakın ilişki, çocuğun anneye karşı olan hayranlığının, annenin kopyası olmaya dönüşmesi, oğluna aşık olan annenin, oğlunu başka kızlarla paylaşmamak için onu hemcinsi olarak kamufle edip kendine saklaması, korkularla bastırılan bir çocuğun kendine dayatılanı kabul edip, özünden uzaklaşması gibi pek çok psikolojik detayı da içinde barından film, bir insanın kendiyle yüzleşmesinin, yergisini de övgüsünü başarıyla yapıyor. Keyifli bir komediden psikolojik bir film yelpazesine kadar bir kaç türün içinde kendine sağlam bir yer buluyor.
"Oğullarım ve Guillaume" ile "kızlar ve Guillaume" gibi iki seslenme ünlemi arasındaki fark kadar Guillaume'in hikayesi.
İki oğlu olan Guillaume'in annesi üçüncüsünün kız olmasını istemiş ancak olmayınca erkek doğan bebeğinden umudunu kesmemiş, biyolojik olarak doğurmayı başaramadığı kızını, davranışlarıyla doğurmayı hedeflemiştir.
Annesinin bu emelleri üzerine dünyaya gelen Guillaume'in diğer erkek kardeşleri gibi olma lüksü yoktur. Zira annesi, onları yemeğe çağırırken bile "oğullarım hadi yemeğe" diye değil, "oğullarım ve Guillaume hadi yemeğe" diye çağırır.
Annesinin bu ve benzeri pek çok davranışının etkisi altında büyüyen Guillaume'de hiç bir zaman annesinin isteği dışında bir çocuk olmamış, aksine hep kız gibi olmaya çalışmış ve kız gibi yaptığı her şeyden, annesini memnun ettiği mutlu da olmuştur.
Annesinin istediği gibi olmakla annesi için ayrıcalıklı hale gelen Guillaume, bu durumdan son derece hoşnuttur. Erkek kardeşleri Guillaume'in efemine hallerinden kendilerine malzeme çıkardıkları için onların da keyfi yerindedir.Ancak bu durumdan hoşnut olmayan tek kişi vardır, O da Guillaume'in babasıdır ki, Guillaume'in dolabında zorunlu olarak erkek kıyafeti bulundurma nedenidir aynı zamanda.
Annesinin kız, babasının ise erkek olarak gördüğü, özellikle de görmek istediği Guillaume, annesine duyduğu hayranlıktan, annesinin kendine seçtiği cinsiyeti benimseme yolunda ilerlerken, babasının onayladığı cinsiyetinden, beline yorgandan yaptığı kabarık eteklerden tutun da, kendini kraliçe gibi hissedip başına taç niyetine taktığı eşyalara, annesi gibi yürümesine, konuşmasına kadar birçok şeyle vazgeçtiğini her fırsatta gösteriyor. Guillaume'in anne hayranlığı altında ortaya çıkan cinsiyetini kabul etmeyen babasının çözümü ise Guillaume'i önce İspanya'ya oradan da İngiltere'ya yatılı okullara göndermek ve erkeklerin ve erkek uğraşlarının içine sokmak oluyor.
Bu esnada Guillaume'in efemine halleri, okul hayatı, arkadaşları, sosyal çevresi, aşka düşmesi incelikli bir komedi içinde perdeye yansıyor.
Guillaume Gallienne'in kendi özyaşam öyküsünün komedisini yaptığı bu film, Guillaume Gallienne''i neredeyse tek kişilik dev orkestraya döndürüyor. Fimin, senaryosu yönetimi ve Guillaume ve anne rolü gibi iki baş rol de Guillaume'e ait.
Filmin anlatısı ise, geçtiğimiz aylarda da ülkemiz sinemasında da örneğini gördüğümüz, Melik Saraçoğlu'nun filmi "Gözümün Nuru'nda" olduğu gibi, kendi özyaşamını tiye alan oyuncunun gerçeğini, tek kişilik bir gösteri gibi sunduğu sahnelerle, oyuncu olarak kendini oynadığı sahnelerin iç içe geçtiği bir bütünlükle sunuluyor.
Cinsel kimlik arayışında yaşadığı bocalamardan da bolca komedi unsuru çıkarmayı başaran Guillaume, filmin sade bir komedi filmi olmasına da pek müsaade etmiyor.
Cinsel arayışı esnasında en büyük korkularından birini hatırlaması, korkusunun üzerine gitmeyi seçmesi ve korkusundan kurtulması Guillaume'nin psikolojik olarak da çözülmesine neden oluyor.
Anne ile karşı cins çocuk arasındaki çok yakın ilişki, çocuğun anneye karşı olan hayranlığının, annenin kopyası olmaya dönüşmesi, oğluna aşık olan annenin, oğlunu başka kızlarla paylaşmamak için onu hemcinsi olarak kamufle edip kendine saklaması, korkularla bastırılan bir çocuğun kendine dayatılanı kabul edip, özünden uzaklaşması gibi pek çok psikolojik detayı da içinde barından film, bir insanın kendiyle yüzleşmesinin, yergisini de övgüsünü başarıyla yapıyor. Keyifli bir komediden psikolojik bir film yelpazesine kadar bir kaç türün içinde kendine sağlam bir yer buluyor.
"Oğullarım ve Guillaume" ile "kızlar ve Guillaume" gibi iki seslenme ünlemi arasındaki fark kadar Guillaume'in hikayesi.
Yorumlar
Yorum Gönder